BODRUM

Bodrum
Bodrum'da hayat, ikiye ayrılır. Gündüz mükemmel plajları, doğası, tarihi. Gece ise sabahlara kadar süren eğlence hayatı ile, Bodrum anlatılmaz yaşanır...Halicarnassos ya da yeni adıyla Bodrum...

Tarihin babası Heredot'un yaşadığı, eğlenceli plajlarının, ilginç efsanelerinin, bembeyaz evlerinin, ve sınırsız gece hayatının kalbini attığı yer...Bodrum her tarza, her mevsime uyar....Bodrum Türkiye'de ziyaretçi potansiyeli en yüksek olan tatil beldelerinden bir tanesidir. Yaz aylarında burayı ziyaret eden gerek yabancı gerek yerli turist sayısı ile nüfusunu bir anda artar. Ancak Bodrum sadece yaz aylarında ziyaret edilebilecek bir yer değil. Özellikle bahar aylarında bir çok insanın tercih edeceği bir yer olan Bodrum eylül ekim aylarında zefiriye adı verilen rüzgarın serin esintisi eşliğinde ne sıcaktan bunaltan ne de soğuktan üşüten bir iklime sahiptir.
Bodrum her tarza hitap ediyor olmasıyla bu kadar meşhur bir bölge olduğunu söylemek yanlış olmaz! Lüks otellerde konaklayabilir, minderlerin üzerinde güneşlenebilir, maviye olan hayranlığınız Bodrum'da tepelerinden görünen deniz ve gökyüzü uyumuyla daha da artabilir, su altı dünyasının en bilinmezini keşfedebilir, tarih kalıntılar müzeler, alışveriş, gece eğlenceleri, ya da palmiyeler arsında uzun yürüyüşler yapabilir, köy yaşantısı içinde huzur bulabilir, güneşin batışını seyrederken hayata bir kere daha sımsıkı sarılabilirsiniz.

BODRUM'U KEŞFET
Bodrum Kalesi: Bodrum'u Bodrum yapan bir çok özelliklerden bir tanesi de, her yerden görülen kalesidir. Surların heybetli duruşlarının haricinde içini gezme fırsatını da kaçırmayın! Bodrum Kalesi, 15 yüzyıldan bu ana dimdik ayakta kalan yapılan bir tanesidir. Yıllara, farklı kültürlere, savaşlara tanıklık etmesi duruşuna ayrı bir özellik katmaktadır. St. Jean şövalyeleri tarafından yaptırılan kale, içi içe 3 surdan ve 5 kuleden oluşuyor. Şövalyeler zamanında içinde bulunan kilse 1525 yılında camiye çevrilmiş, 1895 yılında ise içine bir hamam eklenerek bugünkü halini alıyor.
Su Altı Arkeoloji Müzesi: Bodrum berrak denizi ve keşfedilen keşfedilmeyi bekleyen su altı yaşamıyla alternatif sporlardan hoşlanan insanlar için önemli bir merkezdir. Ancak burada ki su altı dünyası sadece balıkların ve canlıların yaşamalarıyla bitmiyor. Suyun altında yatan tarih Bodrum'da su yüzüne çıkıyor. Bodrum Kalesinin içinde yer alan bu müze 1964 yılında açılmış Dünyanın ve Türkiye'nin ilk ve tek, su altı müzesi olan bu müze Bu müzede şüphesiz en çok ilgi çeken ise; üç ayrı batık gemi sergilenen bölümdür. Dünyanın 7 harikasındanbiri olan Mozole
Mozole: Dünyanın 7 harikalarından biri olan Mozole, Bodrum'da bulunuyor. Daha doğrusu, bulunuyordu demek daha doğru olur! 1303 yılında bir depremle yıkılan bu yapının M.S 12 yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.. Bugüne kadar sadece tarihçi Plinius'un anlatılarından yola çıkılarak çizilen bir resmi bulunmaktadır. Basamaklı bir piramit görünümümde olan bu harikanın tepesinde zafer arabaları bulunuyordu.


Antik Tiyatro: Antik Tiyatro özellikle yaz aylarında içinde düzenlenen çeşitli organizasyonlarla adından oldukça söz ettiren bir yerdir. Göktepe yamaçlarında buluna tiyatroda bir yanda mükemmel bir manzara, bir yanda M.Ö. yılardan kalma bir yapının içinde bulunmanın vermiş olduğu farklı duygularla keyfinize keyif katacak olan bir yerdir. Yaklaşık 4.000 kişilik kapasiteli olan Bodrum Tiyatrosu'nda devam edilen kazı çalışmalarında en son çeşitli yolar ve odalar bulunmuştur.

BÖLGELER Bodrum genelden çok ayrıntıya girilebilecek olan bir bölgedir. Ve bu bölgenin içinde bulunan bölgeler ise tek tek keşfetmeyi özel bir özeni hak etmektedir.
TURGUTREİS: Bodrum'da 18 kilometre uzaklıkta olan bölge mandalina çiçekleri 2,5 kilometre uzunluğunda olan kumsalları ve her türden ihtiyacınızı karşılayan olanaklarıyla ile sizi tatile çağıran bir bölge. Limanı, parke döşeli yolları, denizi, plajları, modern cafeleri, eğlence hayatına dair bulabileceğiniz seçkin mekanları, palmiyeli yolları ile Turgutreis adı kadar yaşayacaklarınızla da aklınızda kalacak bir bölge Turgutreis
YALIKAVAK: Bodrum Yarımadasının 18 kilometre uzaklığında bulunan bu bölge, yel değirmenleri ile oldukça ünlüdür, marinası etkin özellikler taşıyan mekanları ve daha bir çok özelliğiyle oldukça önemli olan bir diğer bölgedir.
BİTEZ: Adına türküler yazılan bu bölgede tadına doyamayacağınız güzelliklerle karşılaşacaksınız. Turuncu mandalina ağaçları ve etrafı saran çiçek kokuları, taş evleri, mavi denizin üzerinde bulunan rengarenk sörfler sayesinde hem sörf tutkunlarına hem de bu renklerin dansını seyretmek isteyen ziyaretçilere ayrı keyifler yaşatan bir bölge Bitez...
ORTAKENT: Bodrum merkeze karadan 7 kilometre uzaklıkta olan kasaba havasını koruyabilmiş bir beldedir. Yapılan çeşitli arkeolojik kazılar sonucunda Roma ve Bizans kalıntılarına rastlanması sonucunda Osmanlı döneminde önemli yerleşim birimlerinden bir tanesi olduğu bilinmektedir. Tarım hayvancılıkla uğraşan yöre halkı bu uğraşları sayesinde turistleri kendilerine çekmeyi başarmışlardır. Ortakent'de bulunan kumsallardan en çok ilgi çeken plaj ise Camel Beach'dir. Eskiden Kargı Koyu diye bilinen bu doğal plajda güneşlenen eveler sayesinde bu ismi almıştır.
GÜNDOĞAN: Zeytin ağaçları, mandalina çiçekleri, Peynir Çiçeği Mağarası ile keyfine doyum olmaz.
YALIÇİFTLİK: Tarlalar, köy havası, köy kadınlarının yaptığı halılar, dokumalar kilimler... bu köy dokusu modern tesislerle birleşince ortaya farklı manzaralar çıkıyor. Bodrum'da yat ve mavi yolculukBodrum yatçılık sektörüyle adından oldukça söz ettiren bir bölgedir. Yatların mavi sularda süzülüşleri insanı ayrı bir haz yaşatır, Bodrum'da yatlar bölgenin, yağlı sert camından yapılmaktadır. "ekmek kapısı" diye adlandırılan balıkçılık için yapılan tekneler zamanla yerini lüks ve modern yatlara bırakmaya başlamıştır. "Bodrum tipi" diye anılan bu yatlar son zamanlarda yurt dışından bir çok sipariş almaktadır. Bodrum'un yat sektörü olunca, deniz, müsait olunca yat yarışları kaçınılmaz oluyor. 1989 yılından bu yana parkurlar değiştirilerek yat yarışları devam etmektedir. Ekim ayının üçüncü pazarında başlayan yat yarışları, yarışçılara heyecan, yarışları izleyenlere ise inanılmaz bir görsel şölen sergilemektedir. Bodrum tipi gulet teknelerinden ve yat yarışlarından bahsettikten sonra Bodrum'da bu teknelerde yapılacak olan mavi yolcululardan bahsetmemek olmaz! Bodrum Marina'ya demirlemiş olan bir çok tekneyi dışardan izlemek mi güzel yoksa içine binip tekne turu yapmak mı? karar veremiyorsanız, önce marinada bir kafede bir yudum soğuk bir şeyler yudumlarken yatları seyredin. Ardından bu yatlarla Bodrum'un güzel koylarına keşfe çıkın!

Deniz güneş kum ve aktiviteler Bodrum denildiğinde deniz güneş kum üçlüsü ayılmaz bir bütündür.. Bitez, Aktur, Ortakent, Gümüşlük Bodrum'un mavi bayraklı plajları, Türkbükü, Yalıkavak, Turgutreis ise Bodrum'un güzel sahillerinden sadece bir kaçıdır. Burada bulunan plajlarda gönlünüzce denizin tadına çıkarabilir, isterseniz kumların üzerinde uzanıp miskinlik yapabilir, isterseniz de yamaç paraşütü, yelkenli, hız motoru, trekking, motokros, dalgıçlık gibi adrenalinizi yükseltecek olan spor faaliyetlerine katılabilirsiniz. Su altı dünyası bir çok insana oldukça ilginç gelir.
Bazıları sadece belgesellerden ya da fotoğraflardan gördükleri bu renkli ve gizemli dünyaya hayran kalırken, bazıları ise bu dünyanın içine dalmak ister. Eğer sizde su altı dünyasını kendi gözlerinizle beyninize kayıt etmek isterseniz, Bodrum'da yaklaşık 20 tane dalış noktası bulunmaktadır.
Büyük Banko, Küçük Banko, Kargı Adası, Köçek Adası, Yassıkaya Adası, Orak Ada Burnu... bunlardan sadece birkaç tanesidir. Bölgelerin bazılarında karagöz ahtapot gibi balık çeşitlerini görebilirsiniz, bazılarında ise küçük balık sürüleri ile yüzmenin keyfini yaşayabilirsiniz.
NE YESEK?
Bodrum yılın her mevsimi dünyanın bir yanından ağırladığı için her kültüre her tarza ayak uyduran bir mutfak tarzı vardır. Burada Çin Lokantalarına pizacılara ev yemeklerine kadar bir çok lezzeti bir arada bulabilirsiniz. Ancak Bodrum'da marinada ya da deniz manzarası eşliğinde bir restoranda balık yemeden ayrılırsanız sonra çok pişman olabilirsiniz. Bodrum'da yemeklerin lezzetleri dışında masaların düzenleri de oldukça önemlidir. Çeşit çeşit mezeler, bol zeytinyağlı salatalar masaların üzerine dekor amaçlı konulan rengarenk çiçeklerle Bodrum'da yemek yemek ayrı bir keyif apayrı bir zevktir. Bodrum'un özel tatlarından tatmak isterseniz bergamut reçeli, keşkek, otlu börek gibi lezzetlerin tadına bakmadan dönmemelisiniz. Ve tabii ki de Bodrum'da tüm ziyaretiniz sırasında buram buram dört bir yanınızı saracak olan mandalina kokularının, lezzetine de bakmak istemez misiniz?
NE ALSAK?
Alışveriş konusunda Bodrumda bir çok alternatifiniz bulunmaktadır. Bodrum merkezde, küçük yerleşim yerlerinde, bilumum zamanlarda aradığınız aramadığınız bir çok şeyle bir anda karşı karşıya gele bilirsiniz. Ara sokaklardan tutunda, en büyük alışveriş merkezi olan OASİS'e , meşhur kent pazarlarından, kalenin içine halı dokuma tezgahlarına, plajların yakınlarında bulunan tezgahlardan kadara kadar her yerde bir alışveriş çılgınlığı sürüp gidiyor. Bodrum'da alışveriş yapmak için özel bir yerle gitmenize gerek yok! Aksine alışveriş yapma istemeseniz bile kendinizi bir anda bir hediyelik eşya tezgahın başında pazarlık yaparken bulabilirsiniz. Eğer Bodrum'da alışveriş konusunda bahsedilecekse anlatılması gereken bazı özel ürünler vardır. Dünyaca ünlü olan Bodrum sandaletleri bu özel ürünlerin başında yer alır. İçinde zeytinyağı ve şarap taşına "amphora" lar tarihi eser niteliğinde ürünlerdir. Mücevher mağazaları, hediyelik eşya dükkanlarında bulabileceğiniz bilumum ıvır zıvır tarzında olan objeler, üzerinde Bodrum resimleri bulanan yastıklar, deri, takı gibi ürünleri bir çok yerden satın alabilirsiniz. Uykusuz her geceBodrum'da uykuyu unutmakta fayda var. Gece eğlenceleri sabahın ilk ışıklarına kadar süren Bodrum'da sahilde yapılan plaj partilerinden, Bodrum Kalesi'nde yapılan çeşitli konser ve etkinliklerde Antik tiyatroda yapılan showlar ve gösteriler ya da dünyanın en büyük açık hava diskosu olan Halikarnas'ta eğlencenin tadını günün ilk ışıklarına kadar çıkarabilirsiniz.
Bil: 24 Eylül 2001 tarihinden itibaren Gümüşlük- Yalıkavak arası okyanusların koruması nedeniyle dalışlar yasaklanmıştır.
Gez: Bodrum Kalesi'ni gez.
Katıl: Su üstü ve su altı aktivitelere katıl.
Seyret: Yat yarışlarını seyret.
Keşfet: Tüplerle dalış yaparak su altı dünyasını keşfet.
Satın al: Bodrum sandaleti satın al.
Hayran kal: Ortakent'de ki Camel Beach'te bulunan kumların arasında görebileceğin zambaklara
hayran kal.
Keyfine var: Bodrum'da güneşin batışında balık yemenin keyfine var.
Tadını çıkart: Dalından kopartıp mandalina yemenin tadını çıkart.

PAMUKKALE

Pamukkale
Tarihin güzellikleri, doğanın mucizeleriyle birleşiyor.

Geçmişe bir yolculuk yapın: Romalı kraliçelerin termal sularda mis kokulu sabunlarla yaptıkları güzellik banyoları gelsin aklınıza. Ancak böyle Hierapolis'in tarihi doğayla birleştiren muhteşem yapısını gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Ve böylece Pamukkale'ye gitmenin zevkine varabilirsiniz.

PAMUKKELE'NİN TARİHİ

Eski adı Hierapolis olan Pamukkale'nin M.Ö. 2. yüzyılda kurulduğu söyleniyor. Buradaki Musevi nüfusun kalabalık olması nedeniyle, Hristiyanlık hızla yayılma imkanı bulmuştur. Bu yüzden 5. ve 6. yüzyıllarda önemli bir Hristiyanlık merkezi haline gelmiştir. Pamukkale, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinin arkeolojik kalıntılarıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Hellenistic Dönem'e ait olduğu söylenen Gymnasium ve Tiyatro dışında diğer tüm eserler Roma ve Bizans dönemlerine aittir.

PAMUKKALE'Yİ KEŞFEDİN

Büyük Hamam: M.S. 2. yüzyılda tamamlandığı düşünülen hamam, Palaestra (güreş ve beden eğitimiş yapılan bölüm) ve imparatorların törenlerde kullandığı 2 odadan oluşmaktadır. Ayrıca bir odası günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Büyük Kilise: Hamamın doğusunda yer alan bu kilise, 6. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiştir. Apollon Tapınağı: Hierapolis'in baş tanrısı olarak kabul edilen Apollon adına yaptırılmıştır. Bölgenin ana tanrıçası Kybele ile Apollon'un burada buluştuğu söylenir.

Tiyatro: Yapımı 2. yüzyılın ikinci çeyreğinde tamamlanan tiyatronun 15 000-20 000 kişi kapasitesi olduğu tahmin ediliyor. Yapı, 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Sahne arkasındaki Apollon kabartmaları da ilginizi çekebilir.

Nekropolis: Şehrin kuzeyinde yer alan bu mezarlık geçmişten günümüze çok iyi korunarak gelmiştir. 2 kilometrekareyi kaplayan büyük alana yayılmış olması, bünyesinde barındırdığı anıt mezarları ve değişik lahitleriyle geçmiş zamanların en önemli mezarlıklarından biri olarak gösteriliyor. Aile tipi mezar evleri de ilginizi çekecektir.

St. Philip Martyrium (Anıt Mezarı): İsa'nın havarilerinden biri olan St. Philip'in öldürüldüğüne inanılan Pamukkale'de adına anıt mezar bulunmaktadır. Pamukkale'nin yaklaşık 2 km. güneyinde bulunan Laodicea, İncil'de geçen kıyamet işaretlerinin bulunduğu 7 kiliseden birine ev sahipliği yapması dolayısıyla her sene birçok yabancı turisti ağırlıyor. Vaktiniz olursa, Pamukkale dışında gidebileceğiniz bir diğer tarihi alan da burası olabilir.

Travertenler: Pamukkale, nereye bakarsanız bakın doğanın en saf rengi beyazı her yerde görebileceğiniz bir bölgedir. Renklerin harmonisine, güneşin sarısıyla travertenlerin beyazının oluşturduğu değişik görüntülere dikkat edin ve kesinlikle tadını çıkartmaya çalışın. Sadece fiziksel anlamda değil, Pamukkale'nin sizi ruhen de rahatlatacağını göreceksiniz. Sağlığınız doğanın ellerinde - Kaplıcalar Pamukkale'nin 35.5° ısısıyla vücut ısısına en yakın kaplıca suyu; bikarbonat, sülfat, kalsiyum ve karbondioksit gazı içermektedir. Suyun iyileştirici özelliği, yüzyıllardır Pamukkale'yi şifa arayanlar için önemli bir merkez haline getirmiştir. Kaplıca suyu yüksek ısısı dolayısıyla gevşetici özelliğinin yanısıra, içerdiği yüksek kalsiyum miktarı nedeniyle vücut iskeletindeki sorunların çözümünde de büyük rol oynuyor.

Radyoaktivitesi yüksek olan bu suyun tadı da acıdır. Zamanında 40 bin kişiyi aşan nüfüsuyla çok önemli merkezlerden biri olan Hierapolis antik kenti, çok şiddetli bir deprem sonucunda suların şehre zarar vermesiyle bugünkü haline gelmiş ve travertenleri oluşmuştur. Bölgede günümüzde, sıcaklıkları 35-100 derece arasında değişen 17 adet sıcak su alanı bulunmaktadır. Şu anda traverten alanı 22.000 kilometrekareye ulaşmıştır. Günde 6000 kişiye hizmet edebilecek kapasitede olan Pamukkale termal suları, saniyede 400 litre hızla akmaktadır. Bu da kişi başına günde 600 litre su anlamına gelir. Travertenler üzerinde ayakkabıyla dolaşmak 1997 senesinde yasaklanmıştır. Pamukkale'nin 5 km. kadar kuzeyinde bulunan Karahayıt ve Kızılleğen kaplıcaları da sıcaklıkları biraz daha yüksek olmasına karşın Pamukkale ile aynı kimyasal özelliklerde kaplıcalardır.

NASIL GİDİLİR?

Denizli şehir merkezine 20 km. uzaklıkta bulunan Pamukkale'ye İstanbul'dan ulaşmak isteyenler karayolunu kullanarak Kütahya-Pamukkale güzergahını takip edebilirler. Kütahya üzerinden Denizli'ye geçip, ordan da Uşak şehir içinden Sivaslı İlçesi'ne ulaşarak; yaklaşık 650 km. yol kat edip Pamukkale'ye ulaşabilirsiniz. İstanbul'dan 685 km., İzmir'den 270 km. ve Ankara'dan 495 km. uzaklıktadır. İstanbul'dan gelecek ziyaretçilerin bir diğer seçeneği de Haydarpaşa'dan binecekleri trenle nostaljik ve güzel bir yolculuk olabilir. Denizli'nin, Ankara ve İzmir illeriyle de trenyolu bağlantısı bulunmaktadır. Havayoluyla buraya ulaşmak isterseniz, Çardak Havaalanı 60, İzmir Adnan Menderes Havaalanı ise 240 km. uzaklıktadır. Seyret: Bembeyaz travertenler üzerinde, güneşin batışının muhteşem renklerini seyret Satın al: Denizli'nin meşhur Buldan bezini satın al Tadına bak: Yörenin en ünlü yemeği mantarlı saç kavurmanın tadına bak.

ULUDAĞ

Uludağ
Kışın bembeyaz karlar, bahar aylarında ise yeşil bir doğa ile Uludağ...

Bursa'nın kendine has özelliklerinin dışında birde Uludağ gibi bir bölgeye sahip olması Bursa'yı her dönem gözde bir şehir yapmıştır.Uludağ, mitolojide, insanları yüksek yerlerden izleyen tanrıların dağı olarak ta bilinmektedir. Batı Anadolu'nun en yüksek dağı olan Uludağ; 12.732 hektarlık bölümü Milli Park alanı olarak kullanılmakta ve özenle korunmaktadır.
Çevrede izleyeceğiniz manzara, doğanın bütün renklerinin her mevsime göre değişen ahengiyle 12 ay ziyaret edilebilecek bir yer.Uludağ'ın sadece beyaz halini mi bilirsiniz?Kış aylarında yapılması en zevkli spor olan kayak sporuyla adından çok söz ettiren, Türkiye'nin en iyi kayak merkezlerinden biri olan Uludağ'da sadece kayak yapıldığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Uludağ'ı güzel yapan sadece kayak merkezleri değildir. Kayak yapmak, beyaz karlar, kartopu oyunları mükemmel bir zevktir ama, başka mevsimleri de Uludağ'da yaşayabilirsiniz.

Uludağ, özellikle bahar aylarında, doğa tutkunları için bulunmaz bir cennet olur. Piknik ve kamp alanları, av turizmi için çok elverişli bir bölge olması ve trekking yapmak için ayrılmış olan bir çok yürüyüş parkuru ile tam bir tabiat cennetidir.

Uludağ'da trekking parkurlardan en bilindik olanları ise; Oteller bölgesi- Cennet Kaya parkurunda 2000 metrelik mesafe, Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi 9800 metrelik parkuru ve bunun gibi daha birçok parkuruyla, bir yandan temiz bir doğa, bir yandan mükemmel dağ manzarası, bir yandan yürüyüşlerde karşınıza çıkabilecek akarsu ve küçük göller bir yandan kelebekler, kuşlar, sincaplar kısacası doğal ortama ait olan her şey Uludağ baharında saklı.

Beyaz karlar ülkesi UludağHer mevsim gelip de farklı tatlar alacağınız bir bölge olan Uludağ'da birçok insana en çok keyif veren ise beyaz karlar ülkesinde, kayakların üzerinde, rüzgara karşı, özgürce kayak yapmaktır.Kayak yapmanın aslında çok zor bir spor olduğu söylenemez. Biraz dikkat, biraz istekle kayak yapmanın ne kadar keyifli bir spor olduğunu anlayıp vazgeçemeyeceğiniz bir tutku halini alacaktır.


Uludağ'da kayak yapmak için bir çok pist bulunmaktadır. Pistleri zorluk derecelerine göre ayırırsak; yeni başlayanlar için tavsiye edilebilecek pistler, "Beceren Lifti" burası Beceren pistinde bulunuyor. "Karkay Cennet lifti" Karkay pistinde bulunuyor. "Fahri Telesiyej" ise Fahri pistinde bulunuyor. Yeni başlayanlar, acemi olanlar ve öğrenme heveslileri için bu pistler önerilmektedir. Ama eğer "ben biliyorum ama çok fazla kendime güvenemiyorum" derseniz o zaman size önerebileceğimiz pistler ise; "Grand Yazıcı lifti" İtalyan yokuşunda, "Beden Terbiyesi lifti" Beden Terbiyesi pistinde yer alıyor. Zor pistler diye adlandırılan yerler ise; "Alkoçlar lifti", "Ergün pisti" ve Tutyeli pistinde bulunan "Grand Yazıcı lifti" bunlardan sadece bir kaçıdır. Ayrıca kayak yapmak için yanınızda kayak takımlarınızı getirmemiş olmanız bu sporu yapamayacağınız anlamına gelmemektedir. Otellerin sağladığı imkanlar sayesinde kayak kıyafetleri ve kayak takımları kiralayabilirsiniz.Belki de en zevkli olanı, kayak yapanları seyretmek Bembeyaz karlar, kaymayı yeni öğrenenler, çok iyi kayak yapmasını bilip de başkalarına öğretmeye çalışanların sabırlı yüz ifadeleri ya da kayak takımlarının üzerinde şov yapanlar... Onların arasında olmak kadar bir diğer eğlenceli şey ise, bir köşede oturup olanı biteni izlemektir. Bunun için ise en iyi yer ise, Uludağ'da Beceren tesisleridir. Sıra sıra kayaklarınızı oraya koyabilir, ya da kayakçıların tabiriyle park edebilirsiniz. Büyük kayaklardan kurtulmanın verdiği bir rahatlıkla oturup sıcak çikolata içerken bir yandan da düşenleri, kalkanları ya da şov yapan kayakçıları izleyip "ben ne zaman böyle kaymayı öğreneceğim" diye içinizden geçirebilirsiniz. Uludağ'da kayak yapmanın ve kayak yapanları izlemenin dışında birçok eğlenceli aktivitede bulunabilirsiniz. Kar motorları, paletli araçlar ve atv'lerle gezi yapabilir, kızaklarla çocuklar gibi eğlenebilir ya da oteller bölgesinde bulunan otellerin sauna, havuz, restoran kafe gibi bir çok faaliyetlerinden yararlanabilirsiniz.

Uludağ'da mangal yapılır
Bu kadar hareket halinde olmak ya da hareketli olanları izlemek bile sizi yormuştur. O zaman, yapılacak şey, enerji toplamak için güzel bir yemek yemek olacaktır. Bunun için önerilebilecek en güzel seçenek, bembeyaz karların üzerinde yapılacak güzel bir mangal sefası olacaktır. Uludağ'da yemek yemek karnınızı doyurmanın dışında bir zevktir. Karların üzerinde, mangalda sucuk veya pirzola, yanında içinizi ısıtacak bir yudum sıcak şarap olursa, deymeyin keyfinize."Bütün gün soğukta üşüdüm, yemeğimi de dışarıda yiyip hasta olmak istemiyorum" diyenler için önerilebilecek yer, otellerin ve restoranların mönüleri olabilir. Otelde şömine başında romantik bir yemek ya da restoranda damak tadınıza uygun yiyeceklerden seçebilirsiniz.Müzik sesleri Bursa'ya kadar ulaşacakUludağ'da kimse kara soğuğa aldırmıyor.

Giyiyorsunuz anoraklı montunuzu bütün tatil boyunca karların üzerindesiniz. Gündüz karların üzerinde kayak keyfi, yemek vakti gelince karların üzerinde mangal sefası ve gece eğlencelerinde yine karların üzerindesiniz. Dev ateşler yakılır etrafına toplanan binlerce insan, dj'ler eşliğinde çalınan müziğin ritmine kaptırır kendini. İşte Uludağ gece hayatı başlıyor. Uludağ'da klasikleşen bir çok festivaller ve partiler vardır. Eğer tatil zamanınız bu partilerden birine denk gelirse eğlencenin en güzelini yaşayacaksınız demektir. Bu partilerde gece karanlığı aydınlatan meşaleler ve bu loş ışıkta şov yapan kayakçılar ile eğlence dolu dizgin devam etmektedir. Saatler 12 civarını gösterdiğinde ise otellerin barlarında yer bulmak ne mümkün! Birçok ünlü sanatçının sahne aldığı barlarda eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor.

Nasıl Gidilir?

Uludağ'a ulaşım için iki seçeneğiniz var. Tabii ki bu seçenekleriniz için öncelikle Bursa'ya gitmeniz gerekiyor. (Küçük bir detay; Bursa'ya gelmişken "İskender Kebap" yemeyi ihmal etmeyin.) Bursa' ya geldikten sonra, eğer özel otomobille gideceksiniz; Bursa Çekirge semtinden ve Pınar başı mezarlığının yanından Uludağ'a gidiş yoluna giriyorsunuz. Uludağ yolu dik rampalardan oluşuyor ve tek sorunu ise kış aylarında bastıran yoğun sis nedeniyle araçlara zor anlar yaşatmasıdır. Özel araçlarla ulaşım için unutmamanız gereken şey ise, arabalarınıza zincir takmanızdır. Zaten unutmuş olsanız bile "Uludağ Milli Park" alanına çıkarken bunu size girişte bulunan yetkililer hatırlatıyor.

İkinci seçenek ise Bursa Teleferik semtinde bulunan teleferiklerle Uludağ'a ulaşımınızı sağlamaktır. Bu keyifli ulaşım yoluyla Bursa, bütün güzelliği ile ayaklarınız altında olacak. 30 kişilik kapasiteli kabinlerle 20 dakikalık bir yolculukla Sarıalan bölgesindesiniz, oradan sonra yapacağınız 15 dakikalık minibüsle yolculuklarda oteller bölgesine ulaşmış oluyorsunuz.Uludağ'da dikkat dikkat..

Uludağ'da her şey iyi güzel hoş ama kış aylarında kar sezonu açıldığında dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.

*Pistlerde kazalar en çok insanların birbirlerine çarpmalarından ve teleseyijleri dikkatsiz kullanmalarından dolayı oluyor.

*Kayak yapmak için ilk bilmeniz gereken, nasıl düşmek gerektiğinizi öğrenmektir.

*Güneş gözlükleri bir aksesuar olmanın dışında gözlerinizi güneşten koruma yöntemidir.

*Mevsimin kış olması güneş koruyucu krem sürmenize engel değil.

*Yükseklerde olduğunuz için ilk günlerde basınçtan kulaklarınızda uğuldamalar olabilir, eğer bu uğuldamalar birkaç gün süreyle geçmezse doktora başvurun.

*Uludağ'a giderken arabanızın tekerleklerine zincir takmayı unutmayın.

ABANT

Abant
Kestane, gürgen, palamut altı yaprak üstü bulut gel sen burda derdi unut ...


Bolu'nun 34 km güneyinde, toprak kaymaları sonucunda oluşmuş, 1.28 kilometrekarelik bir alanda yer alan Abant gölünün çevresine kurulmuş olan bir yer. Genel anlamda düşünüldüğünde 3 otel ve bir göl haricinde bir şey yokmuş gibi görünse de, yaşamadan anlamak imkansız. Abant'a ulaşmak için öncelikle Bolu'ya gitmeniz gerekiyor.

Ankara veya İstanbul'dan, her iki şehirden de Abant'a gidiş için en kısa yol Tem otoyoludur. Ankara'dan ortalama 1,5 saatte, İstanbul' dan ise 3 saatte ulaşabilirsiniz. Tem otoyolunun bittiği bir Abant sapağı vardır, burada bulunan dik bir tepeyi tırmandığınızda yaklaşık yarım saat sonra Abant'tasınız.

Her mevsimin renklerini üzerinde çok güzel bir elbise gibi taşımasını bilen Abant'ta, yaz aylarında, gölün etrafında bir hamakta ya da çimenlerin üzerinde yapılan bir öğle uykusu... kış aylarında ise, beyaz bir görüntü eşliğinde buz tutmuş bir göl manzarası. Ama en güzel mevsimi bahar aylarıdır. Yaprakların, yeşilden yavaş yavaş sarıya, ya da sarıdan yeşile dönüşü... ve bahar aylarının güzelliklerini hiç çekinmeden umarsızca size sunar Abant.

Abant çocukluğunuza dönüştür Çocukken kar yağdığında neler yapardınız? Bir tahta parçası alıp bulduğunuz en dik yokuşa çıkar, ve aşağıya doğru korkusuzca, sevinç çığlıkları atıp kaymanın keyfini yaşamaz mıydınız? Şimdi büyüdüyseniz ne olmuş ki? Bilgisayarlar, telefonlar, dosyalar derken, nasılda unuttunuz çocuksu sevinç çığlıklarınızı...

Abant'ın büyülü taraflarından biri işte bu... Çocukluğunuzda kaydığınız tahta parçalarının biraz modernize edilmiş, bir direksiyonla gidiş yönünüzü ayarlayabilme şansı verilmiş bir kızakla Abant'ın çorak kalmış tepelerinden aşağıya kayarken şaşırmayın! Yüzünüzdeki tebessümü bir yerlerden hatırlıyorsunuz.

Mangaldan çıkan duman kokuları Mangal kelimesi ne gibi bir çağrışım yapıyor? Temiz hava, yeşil bir doğa, karşınızda göl manzarası gölün içinde bulunan nilüfer çiçekleri. Belki üzerine konan bir kurbağa görürsünüz ve bir öpücükle prens ya da prenses olur.


Temiz hava insanı acıktırıyor değil mi? Peki ya ne yiyeceğiz? Arabamızın arkasında getirdiğimiz mangal kurulacak, yakılacak ve üstüne konan etler pişirilecek. Üşenip yanınıza bir şeyler almadınız mı? Ya da anlık bir karar mı sizi Abant'a getiren? Hiç sorun değil, kolaylıkla bir mangal kiralayabilirsiniz. Kır lokantalarında bulabileceğiniz mangalın yanında et, tavuk ya da alabalık tercihinizi yapın ve başlayın mangal dumanından çıkan kokuları içinize çekmeye. "Hava soğuk, hasta olurum ya da mangal yapmaktan hoşlanmam" derseniz. O zaman size, gölün yakınlarında bulunan otellerin restoranlarını tavsiye edebiliriz. "Abant'a kadar gel, otel mönüsünden bir şeyler seç olmaz ki!" derseniz. Buna da bir çare var. Gölün etrafında ağaçlıkların arasında bulabileceğiniz küçük lokantalar size leziz yöre yemeklerini sunmaktan memnun olacaklardır.

Yemek faslını atlattınız. Şimdi sıra yediklerinizi biraz eritmeye geldi. Abant Gölü'nün etrafında biraz yürüyüşe ne dersiniz? Ormanın huzuru, ağaçlarda gezen sincapların sevimliliği ve at nalı sesleri... "Bu at nalı sesi de nerden çıktı şimdi, bu sessizliğin içinde?" Bu sesler, siz eğer yorulursanız, ya da gölün çevresinde farklı bir ruh haliyle gezi yapmak isteyebilirsiniz diye, gezi faytonunu çeken atların ayak sesleri. Eğer meraklısıysanız; gölün etrafında ata binebilirsiniz. Yalnız dikkat! Eğer çok iyi bir binici değilseniz, her an göle fırlatılma riskiyle karşı karşıyasınız demektir.

Birazda köy havası Abant ve Bolu çevresi gerek belediye, gerekse orman bekçileri tarafından korunmaya alınmıştır. Abant Gölü'ne girerken ödeyeceğiniz giriş ücreti de koruma ve güzelleştirmeye kullanılan bir gelirdir. Bolu ve çevresinde ağaç kesimlerine ve izinsiz avlanmaya çok ciddi yasaklar getirilmiştir.

Bu kadar korunan bir yerde, çevre köylerde kurulan pazarlardan alınan yiyeceklerinde ne kadar lezzetli olabileceğini düşünün. Balın lezzeti, meyvenin hormonsuzu, tarhananın taptaze kokusu, peynirin her çeşidi ve birde koca bir tabak süzme yoğurdunu köy ekmeğini bandırarak yemenin keyfi eklenince...

Gel de ayrıl Abant'tan

AĞVA

Ağva
Karşınızda Karadeniz, arkanızda yeşil bir doğa, iki nehrin arasında kalmış olan bir güzellik. Sessizliğin sesi, sakinliğin duruşu, huzurun büyüsü, Karadeniz'in yeşili, Göksu Nehri'nin mavisi... Şile'nin Ağva ilçesinde buluştu. Öyle bir yer düşleyin ki. Karşınızda Karadeniz' in hırçın dalgaları, arkanızda yeşilin her tonu... iki nehrin arasında kalmış bir yer olsun, düşlerinizi süsleyen.Ağva, Şile'nin sevimli ilçesi. Yeni yeni keşfedilmeye başlayan bir yer, 4 mevsimi ayrı güzel ayrı özel. Yaz aylarında deniz keyfinize, 3 kilometrelik güzel plajında güneşlenmeyi ekleyebilir. Kış aylarında ise bir şömine başında sadece kendi kendinize kalabilirsiniz.
Bahar aylarının güzelliklerini de unutmamak gerek, şöyle üşütmeyen ama üzerinize de bir şey almadan çıkamayacağınız bahar akşamları vardır ya! İşte Ağva'nın keyfini bahar akşamlarında çıkartmak ayrı bir zevk olsa gerek.Biraz miskinlikEvet, Ağva miskinlik yapmak için gidilebilecek bir yer. Minderlerin üzerine uzanıp ya da bir hamakta ufak bir şekerleme yapabilmenin keyfini çıkarabileceğiniz bir yer. Telefondan, televizyondan her şeyden uzak kalmak istiyorsanız; "buraya gitmeye heveslenin". Eğer aradığınız çılgın bir gece hayatı, müzik sesleri eşliğinde dans etmekse size başka yerler önerelim.
Ağva'da eğlence hayatı; gece sahile vuran dalga sesleri eşliğinde, arkadaşlarınızla oturup bir kadeh şarap yudumlamanın keyfi olacaktır. Biraz aktiviteYattınız, uzandınız, keyif yaptınız, ruhunuzu dinlendirdiniz. Peki ya vücudunuzun sesi ne olacak? Bu güzel doğada vücudunuza da güzel bir hediye vermek istemez misiniz? Bunun için biraz yürüyüşe ne dersiniz? Yeşilin her renginin bir arada toplandığı bu eşsiz yerde uzun yürüyüşlerle, keşfedilmemiş yerleri keşfedebilir, koşu yapabilir ya da bisiklete binebilirsiniz. Ağva'da, Göksu Nehri'nde yapabileceğiniz birçok aktivite var. Motor ile güzel bir nehir turu yapabilir, kanoya binebilir, deniz bisikleti kiralayıp eğlenceli dakikalar yaşabilirsiniz. Balık tutma meraklıları için ise çok güzel bir yer.

Ağva, Karadeniz kıyılarında olduğu için çeşit çeşit balığı burada bulabilmeniz mümkün. İsterseniz nehirde ya da Karadeniz kıyılarında küçük bir oltayla balık tutabilir, isterseniz de bir kayık kiralayıp denize açılıp daha profesyonelce balık avlayabilirsiniz. Yalnız balık tutarken kayıkla açıldığınız denizin Karadeniz olduğunu unutmayın. Yanınızda balık tutmayı bilen profesyonel birilerinin olmasına özen gösterin. Avcılık gibi bir hobiniz varsa; Ağva bu konuda da size kapıların açıyor. Birçok kuş çeşidi, çakal, tilki, yaban domuzu, sincap, kurt gibi av hayvanlarını burada bulabilirsiniz. Ama siz yinede hayvanların doğaya kattığı görsel güzellikleri izlemekle yetinin. Ve unutmamanız gereken bir diğer şey ise; fotoğraf makinesi olmalı. Eğer yanınıza almayı unutursanız fazlasıyla üzülebilirsiniz. Bu keşfedilmemiş doğanın görüntülerinin ve burada yaşayacağınız güzel anların sonsuz kalması için fotoğraf makinenizi unutmayın.Balık yemeyi sever misiniz? Ağva'da yemek deyince ilk akla gelen tabii ki de balık olacaktır. Kendi tuttuğunuz balığı bir mangal partisinde pişirip yiyebilirsiniz. Ya da Göksu Nehri'nde yapacağınız bir tekne gezi sırasında nehrin üzerinde balık keyfi yapabilir. Ağva'nın şirin otellerinde konaklamasanız bile restoranlarının mönülerinden yararlanabilirsiniz. Nehir kıyılarında bulunan sevimli restoranlarda, bir yanda dalga sesleri, bir yanda ızgarada pişen balık cızırtılarıyla güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Balığın her çeşidini bulabileceğiniz Ağva'da yapacağınız tek şey afiyetle yemek yemek olacaktır. Eğer balık yemekten hoşlanmıyorsanız aç kalmaktan korkmayın. Çevrede bulunan bir çok küçük büfede, otellerin restoranlarında ve özellikle kır lokantalarında damak tadınıza uygun birçok yiyecek bulabilirsiniz. Ağva'da ki restoranların fiyatları konusunda endişelenmenize gerek yok! bütün restoranların mönüleri ve fiyat listeleri, giriş kapılarında belirtilmiştir.

Ağva'ya nasıl gidilir?

İstanbul'a 97 kilometre uzaklıkta olan bu şirin beldeye giderken gördüğünüz manzara sizi büyülemeye yetecek. Yolculuğunuz sırasında sağlı sollu uzanan ağaçları görmek bile çok keyif verici. İstanbul'dan Ağva'ya ulaşmak için öncelikle Şile'ye gitmeniz gerekiyor.Şile'ye ulaşabileceğiniz en kestirme yol ise sahil yoludur... Beykoz yolunu takip edin, Elmalı, M. Şevket paşa ve Karakiraz'ın ilerisinde Doğancak sahil yolunun devamından, Ahmedi ilçesinden Şile'ye ulaşabilirsiniz.Şile'ye ulaştıktan sonra; iki seçenekle Ağva'ya gidebilrsiniz; Birincisi, sahil yolu; Şile Çayırbaşı'ndan iki yol ayrılıyor. Sahil yolu, Kabakaz, Akçakese yolunun devamında karşınıza Şuayipli çıkacak, İstaköy dönüşüne geldiğinize Ağva tabelaları size çok yardımcı olacaktır. Şile' den Ağva'ya ikinci yol güzergahı ise;Çayırbaşı'ndan, Teke ilçesine giden yolu takip ettiğinizde, Teke ilçesinden sağdan Teke yoluna girin. Gökmaslı ve İstaköy istikametinin devamında Ağva'ya ulaşabilirsiniz.

Gebze tarafından ulaşım için;Mollafenari istikametine doğru gidin. Tem yolunu takip edin, soldan Teke yoluna sapıp, Yağcılar, Değirmençayın yolunu takip edin. Teke'den sağdan İstaköy yoluna sapın ve Ağva'dasınız.

İzmit tarafından ulaşım için; Tem'den Yağcılar yoluna girin, Yağcılar, Değirmençayın yolundan devam edin. Teke'den sonra, İstaköy sapağından sonra Ağva karşınızda olacak. Karadeniz bölgesinden ulaşım için ise; Akçakoca yolunun takip ederek ulaşabilirsiniz. Eğer Ağva'ya ulaşım için otobüs kullanacaksanız; İstanbul ve diğer illerden rahatlıkla otobüs bulabilirsiniz. İstanbul'da, Üsküdar'dan her saat başı kalkan otobüslerle; önce Şile'ye ardından da Ağva yoluna girerek yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz. Ancak Ağva yolculuğu için bizim tavsiyemiz; giderken deniz yolunu, dönüşte ise orman yolunu tercih edin böylece Ağva'nın bütün güzelliklerini keşfetmiş olursunuz.

ÇINARCIK

Çınarcık
İstanbul'a 2 saat uzaklıkta şirin bir yer Çınarcık... İstanbul'un stresinden, kalabalığından, trafiğinden sıkıldınız mı? Ufak bir tatil için yakın bir yer mi arıyorsunuz? Uzun bir yolculuk telaşı çekmeden, keyifmi yapmak istiyorsunuz?Öyleyse binin bir ada vapuruna ve anlatın bütün sıkıntılarınızı denizin mavisine. Bomboş sakin bir kafayla kendinizi bulun Çınarcık sahillerinde.


İskeleden indiğinizde yoğun bir kalabalık ile karşılacaksınız. Bu durum korkutmasın sizi. Çınarcık sanki gizli bi çizgiyle ikiye bölünmüş gibidir. Bir tarafta cafelerden, gazinolardan gelen müzik sesleri. Bir tarafta ise; upuzun sahil yolunda, sadece siz ve dalgaların kıyıdaki taşlara çarpmasından çıkan o hiç bir enstrümanda bulamayacağınız eşsiz ses size eşlik edecek olan.

NE YESEK?

Eğer tatil, deniz deyince aklınıza deniz mahsülleri geliyorsa, iskelenin biraz ilerisinde Marina Restoran var, kalamarı ve tekir balığı çok enfes.Çınarcık'ta iskele civarında çok sayıda küçük büfelerde tost, kumru, sandviç gibi aperatif yiyecekler bulabilirsiniz.Seçeneğiniz kebap tarzında birşeyler ise; Dilek Ağacı Restoran güzel bi tercih olur. Restoranın kapısından içeri ağaç kovuğunun içinden geçerek giriyorsunuz. Ağacın içinden geçerken dilek tutmayıda unutmayın...Kimbilir belki dileğiniz gerçek olur.Ve Çınarcığın özel olan tadlarından biride meşhur Çınarcık Dondurmasıdır.Dondurmacının önünde oluşan kuyruktan nerede olduğunu bulmak hiçde zor değil.

NEREDE KALSAK?

Çınarcık'ta kalmak için çok seçenek olmasada isteğinize göre biryer bulabilmeniz mümkün. Deniz manzaralı bir pansiyon arıyorsanız, merkezdeki Çınarcık Motel tam istediğiniz gibi full manzara. Daha sakin doğa ile içiçe merkezden uzak bir yer tercih ederseniz, Kestanelik civarında Nilgün pansiyon yeşilliklerin içinde çok şirin bir pansiyon.

NEREDE GÜNEŞLENSEK?

Aslında Çınarcığın tüm sahil şeridinde güneşlenme gibi bir imkanınız var. Denizi içinde söylenebilecek şey, sabah erken saatlerde çok güzel olan deniz suyu, akşam üzeri 5-6 civarı çıkan hafif bir rüzgarla bozulabiliyor. Sahilinin taşlık olan kısmına belediye yetkilileri kumluk yapabilmek uğruna çok uğraş vermişler, fakat olmamış. Doğa sanki bütün nimetlerini kum plaj için harcamış. Kum plajda, şezlonga ya da sıcacık kumlara yatıpta bir tarfta uzanan mavinin, öbür tarafta yeşilin tonlarının keyifini sonuna kadar yaşabileceğiniz bir yer. Kum plajda yanyana sıralanmış ve birbirlerinin aşağı yukarı aynısı olan beachlerde; beyaz şezlonglar, renkli şemsiyeler, müzik, çeşitli animasyonları, yiyecek ve içecek ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Beachlerin birbirlerinden tek farkı dj ler araclığı ile çalınan müziklerin tarzlarının farklı olması.

NEREDE EĞLENSEK?

Çınarcığın gece hayatı için Bodrum gibi bir çoşku beklemeyin. Merkezde ister bir çay bahçesinde yakamozu seyredip huzur bulun. İster iskelenin çevresindeki gazinolarda canlı müzik dinleyin ya da Çınarcığın en meşhur eğlence yeri olan Kale Disko'yu tercih edin. Kale Disco üstü açık bir mekan, duvarları kale surları biçiminde olan bir disko.Yüksek sesli müzik ve kalabalık bir ortamda eğlenmeyi sevenlere, iyi eğlenceler...

ILGAZ




Ilgaz
Kar beyazının ve ve doğanın yeşilinin tadını çıkartabileceğiniz bir merkez Ilgaz, Türkiye'nin özellikle son 10 senedir gelişmekte olan kış turizminin en önemli tesislerinden sayılıyor. Eğer kış sporlarına tutkunsanız ve bu konuda çok da başarılı değilseniz, ya da yeni öğreniyorsanız, pistleriyle Ilgaz sizin için ideal olacaktır. Ayrıca enfes manzaralar ve zengin bitki örtüsü eşliğinde spor yapmak size daha da zevk verecektir.

Yeni başlayanlar için pistlerinin uygun olmasının yanısıra Ilgaz'ın bir diğer avantajı, diğer kayak merkezlerine oranla daha sakin ve tenha oluşudur. Böylece başkalarına çarpmamak için dikkatli davranmanız gerekmeyecek! Burada sezon genelde Aralık-Nisan ayları arasında devam etmektedir. Kar kalınlığı Ocak-Şubat aylarında 200 cm.'yi bulur. Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın... Çocukluğumuzda dinleyerek büyüdüğümüz Ilgaz Dağı efsanesi, 2850 m.lik zirvesiyle Karadeniz Bölgesi'nde bulunuyor. Dağın güneyi Çankırı, kuzeyi ise Kastamonu sınırları içinde yer alıyor.

Büyük bölümü ormanlarla kaplı olan Ilgaz'ın kış sporları tesisleri ise dağın güney bölümündedir. Kara ikliminin hüküm sürdüğü bu bölgede, rüzgar genelde kuzey - kuzeybatıdan esiyor.

Daha çok Mayıs ve Haziran aylarında yağış alan Ilgaz'a düşen ortalama yıllık yağış 450 mm.dir. Sadece kış sporları için gitmeyin Kış sporları açısından Türkiye'nin tercih edilen bölgelerinden olmasının yanında, yaz aylarında yürüyüş ve piknik yapmak için de ideal bir merkezdir. Dağcıların yayla havasını özgürce içlerine çekerek yürüyüş yapabilecekleri, eşsiz bir seçenektir.

Türkiye'de doğal güzellikleri ve tertemiz havasıyla her mevsim gidilebilecek yerler arasında sayılabilir. Trekking ve motor sporları için de yüzlerce kilometre orman içi yollar ve parkurlar bulunuyor. Kendi seçtiğiniz zorluk derecesine göre maceraya atılmanız ve buna uygun yer bulmanız Ilgaz'da zor olmayacaktır.

Avlanma meraklılarının 15 Haziran - 15 Eylül arasında sportif olta balıkçılığı yapmasının mümkün olduğu Baldıran Vadisi'nde alabalık üretim çiftlikleri bulunuyor. Eğer Ilgaz Dağları'na ziyaretiniz günübirlikse, öğle yemeğinizi burada yiyebilirsiniz. Milli Park Ilgaz'ın kayak alanlarını diğer kayak merkezlerinden ayıran bir diğer özellik de Milli Park'ın içinde yer almasıdır. 2 Haziran 1976 yılında Milli Park ilan edilen Ilgaz, 1088 hektar büyüklüğündedir. Bu parkta karaca, geyik, yaban domuzu, ayı ve tilki gibi çeşitli yabani hayvan türlerine ve zengin bitki örtüsüne rastlamak mümkündür.

Nasıl Gidilir?

Kastamonu'ya 61, Ankara'ya 188 ve İstanbul'a 450km. uzaklıktadır. İstanbul'dan yola çıkıyorsanız, Ilgaz Dağları'na ulaşabilmeniz için İstanbul'u Karadeniz'e bağlayan transit yolu kullanmanız gerekiyor. Ilgaz bu yol üzerinde, Gerede'den 130 km. sonra bulunuyor. Ankara'dan yola çıkıyorsanız, Çankırı üzerinden buraya ulaşabilmeniz mümkündür. Zirvede bulunan Karayolları Bakımevi'ni geçip 27. km.'de "Ilgaz Milli Parkı" yazılı levhayı gördüğünüzde kayak merkezine ulaştınız demektir Özel turlarla ve otobüs seferileriyle de buraya ulaşmanız mümkündür. Merkeze en yakın havaalanı ise 203 km.uzaklıktaki Ankara Esenboğa Havalimanı'dır.
ÇELEBİ

ADALAR



Adalar
Prens adaları olarak bilinen adalar, bütün güzellikleri ile sizleri bekliyor.

İstanbul'un sevilen yerlerindendir adalar. Tarihi geçmişi, eşsiz manzarası, keyfi, yaşam tarzı, faytonları... her dilden, her dinden, her renkten insanın bir arada yaşadığı...

Büyük Ada, Heybeli Ada, Kınalı Ada, Burgaz Ada. Hepsi birbirinin benzeri gibi görünen fakat birbirinden farklılıkları yaşandıkça anlaşılan Prens Adaları.

Ada Kültürü"Ada kültürü" demek ne kadar doğru olur bilinmez ama, adaların hepsinde ortak bir yaşam tarzı vardır. Motorlu taşıt yok! Doğal olarak ta trafik, karmaşa, korna sesleri yok! Onun yerine; iki atın çektiği fayton turları var. Çarpık bir yapılaşma, düzensiz yüksek apartmanlar yok! Onun yerine renkleri birbirine uyumlu villalar, köşkler, bahçelerinde akasya çiçeklerinin olduğu şirin evler var.Ada kültürünün bir diğer parçası; en yüksek tepelerine kurulan kiliseler, camiiler, manastırlardır. Kır lokantalarında mangal sefaları eşliğinde yapılan hoş sohbetler, iskelenin yakınlarında bir bardak çay keyfi ile "Ada Kültürü" her zaman güzel, her zaman özeldir.

BÜYÜK ADA İstanbul adalarının en büyüğü ve en gözde olan adasıdır. Kuruluşu yaklaşık olarak 20. yüzyılının başlarına dayanır. Cumhuriyet zamanından sonra yeniden canlanan Büyük Ada, diğer adalar arasında en büyüğü olma özelliğinden dolayı, adaların merkezi olarak bilinir. Kaymakamlık, Belediye Sarayı, devlet daireleri Büyük Ada'da bulunur. Fayton sefasıBüyük Ada'da her adada olduğu gibi fayton sefasını hem ulaşım, hem de gezi için kullanabilirsiniz. Arka koltuğuna oturduğunuz faytonda, kendinizi sultanlar gibi hissedebilirsiniz. Büyük Ada'da yapılan büyük ve küçük turlarla adanın bütün güzel mekanlarını görme şansını elde edebilirsiniz. Ya da kendinizi atın yollara yürüyün yürüyebildiğiniz yere kadar, yollarda karşınıza çıkan yeşil doğanın, muazzam yapıların güzelliklerinin keyfine varın.

Büyük Ada'yı keşfetmeye hazır mısınız?Vapurdan indiğinizde karşınıza ilk çıkacak olan tarihi iskele ile başlarsanız adayı keşfetmeye, devamında İsa tepesindeki Hristos kilisesi, Ayios Dimitrios Kilisesi ve Hamidiye camii gibi birçok güzel yapı sıralanabilir, görüldüğünde keyif alınacak yerler arasında.Aya Yorgi Kilisesi Aya Yorgi EfsanesiBüyük Ada'nın en dikkat çekici yeri adanın en yüksek tepesi olan "Aya Yorgi Tepesi'dir". Burada bulunan sevimli Aya Yorgi Kır Bahçesi'nde, enfes manzara karşısında leziz bir yemek yiyebilir, gece İstanbul'un uzaktan görünen ışıları karşısında içkinizi yudumlayabilirsiniz. Tepede bulunan Aya Yorgi Kilisesi ve manastırı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde binlerce insanın akınına uğrar. Aya Yorgi Kilisesi'ne yürüyerek çıkanların "dileklerinin gerçek olması" inanışları, belki bir umut, belki de Ada'nın bu güzelliklerini yürüyerek keşfetmenizi sağlamak için söylenmiş bir hurafedir, kim bilir ama her şeye rağmen denemeye değmez mi?

Büyük Ada, güzelliğini istese bile saklayamayacak yerlerden bir tanesidir. Gördüğünüz yerlerin ya da caddelerin adını, geçmişini bilmeseniz bile gözünüze çarpmaktan hiç çekinmeyen duruşları ile "ben buradayım" derler adeta. Büyük Ada'da yemek yemek bir keyiftirBüyük Ada'da daha vapurdan indiğinizde burnunuza balık kokuları gelmeye başlayacaktır. İskelenin etrafında bulunan balık restoranlarının haricinde, küçük balık büfeleri, seyyar midye dolmacılar, kalamar, midye tava... ve deniz ürünleri adına ne ararsanız sizi Ada'da bekliyor olacaklar. Ama canınız açık havada mangal keyfi yapmak isterse, Aya Yorgi Tepesi'ne çıktığınızda tam yerine gelmiş olduğunuzu anlayacaksınız. İster mangalda pişmiş bir tavuk, ister ızgara balık ya da sadece demli bir çay...

Hem ruhunuzu hem vücudunuzu ödüllendirmek için bir bisiklet turu, açık havada çimenlerin üzerinde yapılan bir öğlen şekerlemesi ve ardından enfes bir ziyafet. Lunapark Kır Bahçesi bu konuda imdadınıza yetişecek. Güzel bir piknik sofrası ya da kendin-pişir kendin-ye tarzında olan Lunapark Kır Lokantası'nda keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Ada turunuz bitip de vapur saati yaklaştığında, iskeleye vapurdan en az bir saat önce gitmeye özen gösterin. Çünkü iskelenin yanı başında bulunan çay bahçeleri sizi çay içmeye bekliyor olacaktır.

HEYBELİ ADA İkinci büyük ada olan; Heybeli Ada, tüm adalarda olduğu gibi burada bir "Ada Kültürü" hakimiyeti vardır. Deniz Harp Okulu ve Lisesi'nin burada olmasından kaynaklanan bir nedenle Heybeli Ada'da disiplin, intizam ve düzen kokusu hakimdir havada. Heybeli Ada'da yapacağınız fayton turları ile adanın her yerini rehber faytoncular eşliğinde gezebilirsiniz. 1942'de kurulan Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeli Ada Sanatoryumu, Aya Ofemya Ayazması, Abbas Halim Paşa Köşkü, İsmet İnönü Köşkü görebileceğiniz yerler arasındadır. Ayrıca Deniz Kulübü tesislerinde de havuz keyfini yaşayabilirsiniz. Değirmen Burnu Piknik Alanı; Bu piknik alanına ufak bir ücret ödeyip girebilirsiniz. Yeşil alanda ister bisiklete binebilir, ister yürüyüş yapabilir, isterseniz de bir mangal kiralayıp kendi ellerinizle pişirdiğiniz yemekleri yiyebilirsiniz. Ya da bırakırsınız servise garsonlara siz sadece yemek yemenin keyfini çıkartırsınız, artık orası sizin keyfinize kalmış.

BURGAZ ADA Adalar yüzölçümü olarak küçüldükçe sessizliğe ve sakinliğe gömülüyor. Burgaz Ada'yı da, Ada Kültürü tüm hakimiyeti altına almış durumdadır. Faytonlar, bisikletler, eşek gezileri...Burgaz Ada, Saik Faik Abasıyanık ile anılır. İskeleye yaklaşırken bile görünen Saşt Faik'in köşkü şu anda bir müze haline getirilmiş ve ziyarete açılmıştır. Burgaz Ada'yı tepeden izlemek için gidilebilecek tek yer; eski adıyla Hristos yeni adıyla Bayrak Tepesi'dir. Burada bulunan kilisenin mimarisi arkanızda, tepeden görünen Burgaz Ada'nın manzarası ayaklarınızın altında, karşınızda Marmara denizi, değmeyin keyfinize... Adanın en geniş yeşillik alanı Kalpzankaya'dır. Burası Osmanlı döneminde sahte para basan kalpazanlar yüzünden bu adı almıştır. Kalpzankaya'ya Hrısto (Bayrak) Tepesi'nden inişte ulaşabilirsiniz. Piknik alanı olarak düzenlenmiş bu yerde kır lokantalarında yemek yiyebilir, eşek gezileri yapabilirsiniz. Burgaz Ada'da yapacağınız gezilerde, Aya Yorgi Kilisesi, cennet bahçesi, Dimitrakopulo Köşkü gibi yerleri görmenin dışında ünlü köşk ve yalılarını gezebilirsiniz. Genel olarak sahilde bulunan villa ve köşkler, Gezinti Caddesi'nde ve Heybeli Ada manzaralı olan Gönüllü ve Mehtap Sokakları'nda bulunuyor. Köşklerin yapıları, birbirleri ile uyumu, bahçe düzenleri görmeye değer. Ada'da bulunan su sporları kulübü ise Moloz Burnu'nda yer alıyor.

KINALI ADA Kınalı Ada, adını makilerin, uzaktan görünüşünü kızıl renkli olmasından dolayı almıştır. Kınalı Ada çok kayalık ve yeşilliği az olan bir adadır. Adaların en küçüğü olan Kınalı Ada'da ulaşım için Ada Kültürü'nün bir parçası olan faytona bile gerek duyulmamıştır. Çünkü adanın en uzak bölgesine bile yürüyerek 20 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere Kınalı Ada'da bulunan üç tepeden, bu küçük sevimli adanın manzarasını izleyebilirsiniz. Kınalı Ada bütün adalarda olduğu gibi mimarisi evleri ve dini yapıları ile dikkat çekmektedir. Kirkor Lusaroviç Ermeni Kilisesi, Panagia ve Khristos Manastırları bunlardan bir kaçıdır sadece.

ALANYA

Alanya
Bizanslılar döneminde "Güzel Dağ" adı verilen Alanya... Alanya, Akdeniz'in en gözde sahil şehirlerinden birisidir. Kilometrelerce uzanan sahilinin hemen hemen hepsinin kum olması, tercih nedenlerinden biri olsa gerek. Kalesi, mağaraları, tarihi yerleri ile görülmesi, gezilmesi ve keyfine varılması gereken bir şehirdir. Bizanslılar döneminde, verilmiş olan "Güzel Dağ" ismine çok uygun bir şehir Alanya...

GEZMELİSİNİZ Damlataş Mağarası Alanya kalesi: Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan kalenin, 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Alanya'nın su ihtiyacını sağlayabilmek için 400'e yakın sarnıç yapılmıştır. Günümüzde de sarnıçların bazıları kullanılmaktadır. Selçuklu döneminde kullanılan bir sarnıcı, sizin yıllar sonra kullanmanız çok ilginç bir duygu olacaktır.Damlataş mağarası: Yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken yerlerden biri de Damlataş Mağarasıdır. Bu mağara, % 90 civarında nem oranına sahiptir. Mağaranın birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir.GÜNEŞLENMELİSİNİZ Alanya'da çoğu tatil beldelerinden farklı olarak merkezde de denize girebilme şansınız var. Denizin rengi kıyıda mavi iken açıklara doğru turkuvaza dönüşür. Alanya'nın en güzel plajları olarak ilk sırada, Dim Çağı Vadisi ve Avsallar kumsallarını göstermek mümkündür. Diğer plajları ise Damlataş, Kleopatra, Keykubat, Portakal plajı olarak sıralayabiliriz. Alanya, doğusuna ve batısına dağılmış kumsalları, ince kumu, berrak deniziyle insanı büyülemeye yetiyor.


YEMELİSİNİZ Alanya, ülkemizin her yerinde olduğu gibi zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Alanya'nın mağaralarını geziye çıktığınızda mutlaka Dim Çağı Mağarası'na uğrayın ve balık restoranlarında güzel bir ziyafet çekin. Ayrıca damak tadınıza uygun olan bir çok lezzeti Alanya merkezde de bulabilirsiniz. Alanya'da bir kaç restoran önermek gerekirse; Ege ve Akdeniz mutfağına özel tatlar için, Kaptan's Güverte, kebap türü yemekler içinse Flamingo Restoran'ı denemenizi tavsiye edebiliriz.

ALMALISINIZ Alanya' da geceleri saat 17:00 den sonra trafiğe kapanan Atatürk Caddesi'nde kuyum çeşitleri, hediyelik eşyalar, kilimler ve ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi bulabileceğiniz mağazalar mevcut. Özellikle alışverişlerinizde yöreye özgü olan, ipekböceği ürünü, ipek dokumalarından satın alabilirsiniz..

EĞLENMELİSİNİZ Alanya' da eğlenmek için aradığınız her tarzda mekanı bulabilmeniz mümkün. Şehir merkezinde yüksek sesli müzik isterseniz Oxsid Bar tavsiye etmeden geçemeyeceğiz. Oxsid Bar; içinde bir çok kafe, restoran ve bar bulunan geniş bir mekandır. Merkezde ise farklı mekanlar mevcut, türkü sevenler için türkü barlar, klasik kafeler ve dünya standartlarında olan eğlence mekanları ile Alanya merkezde eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz. Gez: Alanya Kalesi'ni gez.Gör: Damlataş Mağarası'nı gör.Eğlen: Oxsid Bar'da eğlen.Satın Al: İpek dokuma olan ürünlerden satın al.Tadına Bak: Şiş kebabın tadına bak.

POLONEZKOY

Polenezköy


Doğal hayatın bütün güzelliklerini size cömertçe sunan... bir yanda tarihi geçmişi, bir yanda, tadı damağınızda kalıcak olan Polonya yemekleri ile Polonezköy, tam aradığınız yer Polonezköy, İstanbul yakınlarında, 4 mevsim 12 ay ve 365 günü ayrı bir güzellikte yaşayabileceğiniz bir yer. At çiftlikleri, çimlerde otlayan inekler, horozlar... bu doğal ortamın içinde tabiiki de, size her rengini cömertçe sergileyen bir doğa ile karşılaşacaksınız. Şehrin gürültüsünden, üzerinizde bıraktığı yoğun stres ve yorgunluktan uzaklaşıp kendinizi farklı duygular içinde hissedeceksiniz.

Polonezköy'de her mevsim yapabileceğiniz farklı şeyler var, ama bütün yapacaklarınız ana kaynağı tertemiz bir doğa olacak. Zaten ihtiyacınız olan bu değil mi? Özellikle bahar aylarında ağaçlarda gezinen sincapların sevimliliği, gökyüzünde göç eden kuşların cıvıltısı eşliğinde, yere dökülmüş yaprakların içinde yürüyüş yapmak hem vücudunuz için hem de ruhunuz için mükemmel bir hediye olacaktır.
Neler yapılır?
Polonezköy'de yapabileceğiniz aktiviteler arsında ilk olarak yürüyüş yapmak geliyor. Polonezköy'de ormanların içinden geçen iki tane yürüyüş patikası vardır. Bunlarda bir tanesi, köyün girişinden başlıyor ve beş kilometre boyunca doğa gözlerinize bayram ettiriyor.Yaz aylarında ise yemyeşil vadilere karşı, çevrede bulunan otellerin havuzlarda serinleyebilirsiniz.
Polonezköy, kış aylarını da bambaşka yaşar. Bembeyaz karlar, güzelliklerini bozmadan günlerce yerlerde, ağaçların dallarında kalabilirler.
Gördüğünüz kartpostal manzaralarının buralara ait olduğunu düşüncesi kaplar içinizi.
Polonezköy, modern otelleri, restoranları ile modernize edilmiş bir köy havasındadır. Burayı köy havasına sokan tek şey, etrafta gezinen atlar, horozlar, çimlerde otlayan ineklerdir. Polonezköy'de sadece yürüyüş yapmakla kalmazsınız. Burada faytonlarla gezebilir, bisiklete binebilir, tesislerde bulunan havuzlarında yüzebilir, ağaçlardan böğürtlen toplayabilir, festival zamanlarına denk gelirseniz doyasıya eğlenebilirsiniz.
Kısacası Polonezköy, keyfinize keyif katabilecek bir yerdir. Tarihi eskilere dayanan bir yer Polonezköy'ün tarihçesi, eskilere dayanıyor. Tarihe ne kadar meraklısınız bilinmez fakat, Polonezköy'ün tarihi ilginizi çekecektir.
Polonezköy'ün tarihini, geçmişte yaşanan olayları, Mustafa Kemal Atatürk'le anılarını, buranın yerlilerinden ve özellikle Polonezköy muhtarı Daniel Ohotski'den dinleyebilirsiniz. Muhtarın yanına uğramışken Polonezköy'e ait olan eski siyah beyaz fotoğraflara bakmadan dönmeyin.Köy havası içinde modern tatilPolonezköy'de "açık hava bol oksijen" içinde tabiiki de, mangal ve barbekü keyfi yapılır. Mangal ve barbekü yapmak için çevrede bulunan otellerde konaklama yapmasanız bile, restoranlarından ve imkanlarından yararlanabilirsiniz.
Etrafınızda çimenlerde otlayan inekler, atlar ortalarda gezen horozlar, gökyüzünde uçuşan kuşlarla köy havası içinde modern bir tatil arayanlara bulunmaz bir fırsat.Özel Polonya yemekleri Polonezköy'de tabiiki de yapmanız gereken, enfes Polonya yemeklerinin tadına bakmak olacaktır. "Ponçki" tatlısı, lahanalı mantarlı börek olan "Piroşki", şaraplı biftek, peynir köftesi, değişik şekillerde yapılmış krepler (özellikle böğürtlenli krep), içecek olarak ise; değişik şarap türleri ve "Wisniak" adı verilen ceviz likörünü ve ev yapımı olan likörlerin tadına bakmalısınız. Eğer, adına festivaller düzenlenen kiraz zamanında orada bulunabilirseniz gönlünüzce, ağaçlardan kiraz yiyebilirsiniz.
Ayrıca Polonezköy'de unutmayacağınız anlardan bir tanesi de, sabah kurulan kahvaltı sofraları olacaktır. Köy peyniri, taze yumurta, yeni sağılmış süt, ev reçeli eşliğinde hazırlanmış bir sabah kahvaltısına hayır diyebilir misiniz? Son bir ayrıntı da; ev reçelleri hakkında olacak; buradan dönerken evinize de bir kavanoz reçel, pekmez ya da bir şişe ev yapımı likör almak iyi bir fikir olur. Polonezköy'de yemek yemek için bir çok restoran bulabilirsiniz. Bu restoranlar, tasarımları ile buranın doğal ortamını bozmamaya dikkat ediyorlar. Ahşap masalar, çimlere atılmış küçük tabureler, kış aylarında şömine ve sobaların sıcaklığında ev yapımı likörlerinizi yudumlayabileceğiniz bir çok mekan bulabilirsiniz.
Polonezköy'ün en ünlü restoranı, Leonardo Restoran'dır. Bu mekan Dohoda ailesi tarafında işletiliyor. 25 dönümlük bir arazinin üzerine kurulan restoran, Leonardo Dohodo'nun evinin restore edilmesi ile ortaya çıkmıştır. Burada genel anlamda Polonya yemeklerinin tadına bakabilirsiniz.
Nasıl gidilir?
Polonezköy'e gitmek sandığınızdan kolay. İlk seçenek, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü geçtikten sonra, Beykoz/ Kavacık sapağından çıkın. Polonezköy Riva tabelalarını izleyerek Polonezköy'e ulaşabilirsiniz. İkinci seçenek, TEM otoyolundan Ümraniye/ Sarıgazi yolundan çıkın. Çavuşbaşı istikametinde bulunan Polonezköy tabelalarını takip ederek yaklaşık 15 dakika içersinde ulaşabilirsiniz.
ÇELEBİ